Modern İnsanın Kendini Akıllı Sanma Yanılgısı

İnsanlık tarihinde hiçbir dönem bu kadar çok konuşulmadı. Aynı zamanda hiçbir dönem bu kadar az düşünülmedi. Bugün herkesin bir fikri var, ama çok az insanın o fikri nasıl edindiğine dair bir açıklaması var. Düşünce, yerini tekrar etmeye bıraktı. Akıl yürütme, yerini tepkiye bıraktı. Sorgulama ise neredeyse ayıp sayılır hâle geldi.

İnsanlar düşündüğünü sanıyor. Oysa yaptıkları şey çoğu zaman düşünmek değil, maruz kaldıklarını içselleştirmek. Bir ekran, bir başlık, bir video, bir cümle… Ardından hızlı bir kanaat. Bu kanaat öyle hızlı oluşuyor ki insan, zihninde bir süreç yaşandığını bile fark etmiyor. Sonuç doğrudan ortaya çıkıyor. Bu da “ben böyle düşünüyorum” cümlesiyle meşrulaştırılıyor.

Ama düşünce böyle oluşmaz. Hiçbir zaman da oluşmadı.

Düşünmek Zaman İster, Modern İnsan Sabırsızdır

Düşünmek yavaştır. Yorucudur. Rahatsız eder. İnsan bazen düşündükçe yanıldığını fark eder ve bu, egoyu incitir. O yüzden düşünmek herkesin yapabileceği bir şey değildir. Yapabilenler de her zaman yapmak istemez.

Modern insanın en büyük sorunu sabırsızlıktır. Her şeyin hemen olmasını ister. Bilginin, sonucun, tatminin. Beklemek istemez. Bir konuyu derinlemesine okumak yerine özet ister. Bir tartışmayı anlamak yerine taraf ister. Karmaşık olan her şeyden kaçınır.

Bu kaçış zamanla bir alışkanlığa dönüşür. İnsan artık karmaşık düşüncelerle karşılaşınca rahatsız olur. Net cümleler ister. Kesin yargılar ister. “Bu iyi mi kötü mü?” sorusuna tek kelimelik cevap bekler.

Gerçek hayat böyle işlemez. Gerçek düşünce de böyle oluşmaz.

Bilgi Çağı Değil, Bilgi Gürültüsü Çağı

Bugün içinde yaşadığımız dönem çoğu zaman “bilgi çağı” olarak adlandırılır. Bu tanım eksiktir. Çünkü mesele bilgiye ulaşmak değil, bilgiyle ne yapıldığını anlayabilmektir.

Bilgi var. Hem de fazlasıyla. Ama bu bilgi dağınık. Bağlamsız. Sürekli kesintiye uğrayan bir akış hâlinde. İnsan bir konuya odaklanamadan başka bir konuya sürükleniyor. Bir düşünce tamamlanmadan başka bir fikir dayatılıyor.

Bu durum zihni güçlendirmez. Aksine köreltir.

Sürekli uyarılan bir zihin derinleşemez. Sürekli bölünen bir dikkat, düşünce üretemez. Sonunda ortaya çıkan şey bilgi değil, gürültüdür.

Ve gürültü içinde insan kendi sesini duyamaz.

Herkes Konuşuyor, Kimse Dinlemiyor

Modern insan konuşmayı seviyor. Anlatmayı, paylaşmayı, yorum yapmayı. Ama dinlemeyi sevmiyor. Anlamak için değil, cevap vermek için dinliyor. Hatta çoğu zaman dinlemiyor bile. Sadece sırasını bekliyor.

Bu durum düşünceyi imkânsız hâle getirir. Çünkü düşünce, karşıt fikirlerle temas ettiğinde gelişir. İnsan sadece kendi sesini duyarsa, zihni genişlemez. Daralır.

Bugün tartışmalar bu yüzden verimsiz. Kimse fikrini değiştirmek için konuşmuyor. Herkes kendi pozisyonunu savunmak için orada. Bu bir fikir alışverişi değil, bir güç gösterisi.

Sonuçta kimse kazanmaz. Sadece gürültü artar.

Taraf Olmak, Düşünmenin En Kolay Yolu

Bir insan bir taraf seçtiği anda rahatlar. Çünkü artık düşünmek zorunda değildir. Tarafı onun yerine düşünür. Ne düşüneceğini, neye kızacağını, neyi savunacağını belirler.

Bu yüzden insanlar taraf olmayı sever. Çünkü zihinsel sorumluluktan kurtarır.

Ama bu kolaylık ağır bir bedel getirir. Taraf olan insan, sorgulamayı bırakır. Kendi tarafının yanlışlarını görmez. Karşı tarafın doğrularını duymaz. Zihin, bir savunma mekanizmasına dönüşür.

Bu noktadan sonra düşünce değil, sadakat konuşur.

Teknoloji Tarafsız Değildir

Teknoloji çoğu zaman nötr bir araç gibi sunulur. Oysa hiçbir teknoloji tarafsız değildir. Çünkü onu tasarlayan da, yönlendiren de insandır. Ve insanın her tercihi bir yön belirler.

Algoritmalar neye bakacağımızı, neyi göreceğimizi, neyi önemseyeceğimizi belirler. Bizi düşündürmek için değil, daha fazla etkileşim üretmek için çalışır. Bu da çoğu zaman en uç, en duygusal, en kışkırtıcı içeriklerin öne çıkması anlamına gelir.

Bu ortamda sakin düşünce barınamaz. Dengeli fikir görünmez olur. Her şey ya çok iyi ya çok kötüdür. Arası yoktur.

Zihin bu ortamda şekillenir. İnsan fark etmeden, düşünce biçimini bu düzene uydurur.

“Ben Etkilenmem” Yanılgısı

İnsanların en çok söylediği ve en az doğru olan cümlelerden biri şudur: “Ben etkilenmem.”

Herkes etkilenir. Herkes maruz kaldığından iz taşır. Kimse bunun dışında değildir. Etkilenmediğini düşünen insan, aslında en savunmasız olandır. Çünkü kendini korumaya gerek görmez.

Zihin, farkında olunmayan etkilere karşı daha açıktır. Sürekli aynı tür içeriklere maruz kalan bir insan, zamanla bu içeriklerin dünyasını normal kabul etmeye başlar. Bu bilinçli bir tercih değildir. Yavaş, sessiz ve fark edilmeden olur.

İşte düşünce hatası burada derinleşir.

Düşünce Hatası Nedir?

Düşünce hatası, yanlış düşünmek değildir. Eksik düşünmektir. Yarım düşünmektir. Hiç düşünmeden kanaate varmaktır.

Düşünce hatası, bir fikri neden savunduğunu bilmeden savunmaktır. Bir şeye neden karşı olduğunu açıklayamamaktır. Kendi fikrini sorgulayamamaktır.

Bu hata çoğu zaman kötü niyetle yapılmaz. Aksine, insanlar çoğu zaman iyi niyetlidir. Ama iyi niyet, doğru düşünce üretmez. Doğru düşünce, emek ister.

Bu Site Ne Yapmak İstiyor?

Bu site kimseye ne düşüneceğini söylemek için kurulmadı. Kimseyi bir tarafa çekmek için de değil. Ama bir şey yapmayı hedefliyor: Rahatsız etmek.

Okuyucuyu kendi düşünce biçimiyle yüzleştirmek. Alışkanlıklarını sorgulatmak. “Bunu neden böyle düşünüyorum?” sorusunu sordurmak.

Bu kolay bir yol değil. Hoş bir yol hiç değil. Ama gerekli.

Çünkü düşünmeden yaşayan bir insan, başkalarının düşünceleriyle yaşar. Ve bu, özgürlük değildir.

Bu yazı bir başlangıçtır. Bir çağrı değil. Bir uyarı belki.

Düşünmek zorundasın. Çünkü düşünmediğinde, senin yerine başkaları düşünür. Ve onların senin iyiliğini gözetme gibi bir zorunluluğu yoktur.

Düşünce hatası bir kader değildir. Ama fark edilmezse alışkanlığa dönüşür. Alışkanlık hâline gelen her şey ise kimliği belirler.

Bu site, tam olarak bu noktada duruyor.

Devamı gelecek. Rahat olmayacak. Ama gerçek olacak.

*Bu yazı, bireyleri değil, modern toplumda yaygınlaşan düşünce biçimlerini eleştirmektedir.